HAKAN AYTAÇ / TÜM YAZILARI
TÜM YAZILARI
Seksist futbolun teşhirci çocukları Futbolun erkek egemen bir oyun olduğu malum. Erkeklerin çoğunlukla kişisel tatmin yaşadığı, güçlü ve özgüvenli hissettikleri için dünyanın dört bir yanında milyarlarca insan –pardon erkek- tarafından bu kadar yoğun takip edildiğini söyleyebiliriz herhalde.
Gerçekten artık YETER mi? “Yıldırım Demirören yeter!” Bu slogan Beşiktaş’a başkanlık yaptığı dönemde tribünlerden sıklıkla yükselirdi. Sonra Federasyon başkanlığına gelince tüm takım taraftarlarınca söylenmeye başlanmıştı.
Vur, kır, parçala, gerisi mühim değil! Sporun ve güzel sanatların ayrıştırıcı değil, birleştirici bir etkisi vardır aslında. Biz kendi aşırılıklarımız uğruna birilerini düşmanlaştırmaktan, kamplaştırmaktan, çıkarlarımız için genç insanları daha en küçük yaştan kendilerini adadıklarından uzaklaştırmakta beis görmüyoruz.
Futbol benim olacak, vurucam kırbacı! Uzun zaman önce bir video seyretmiştim. Futbol maçı yöneten hakem, takımlardan birinin lehine bilinçli şekilde gol atıyor. Karşı takımdan itiraz gelince, kırmızı kartını çıkarıp birini oyundan atıyor.
Bir genci kazanmak Maç öncesi, Galatasaray’ın 11’inde tek bir yerli futbolcu olmaması, buna karşılık Trabzonspor kadrosunun altyapıdan yetişen genç ve tecrübesiz oyunculardan oluşması gibi çarpıcı bir durum vardı. 
Gördüğünü inkar etmek! . Maçları renk görünce kuduran boğalar misali kör bir fanatizmle izlediğimiz için işimize gelmeyen hiçbir kararı asla kabullenemiyoruz.
İki elin sesi var! Trabzon bana göre sadece bir maç kazanmadı. Güçlü futbol oynayabileceğini, rakibe eskisi gibi korku salabileceğini ve birlikten güç doğduğunu anladı. Takım oyununun, yardımlaşmanın, topu ayağında asla bencilce saklamamanın meyvesini aldı Trabzon.