HAKAN AYTAÇ / TÜM YAZILARI
TÜM YAZILARI
Vur, kır, parçala, gerisi mühim değil! Sporun ve güzel sanatların ayrıştırıcı değil, birleştirici bir etkisi vardır aslında. Biz kendi aşırılıklarımız uğruna birilerini düşmanlaştırmaktan, kamplaştırmaktan, çıkarlarımız için genç insanları daha en küçük yaştan kendilerini adadıklarından uzaklaştırmakta beis görmüyoruz.
Futbol benim olacak, vurucam kırbacı! Uzun zaman önce bir video seyretmiştim. Futbol maçı yöneten hakem, takımlardan birinin lehine bilinçli şekilde gol atıyor. Karşı takımdan itiraz gelince, kırmızı kartını çıkarıp birini oyundan atıyor.
Bir genci kazanmak Maç öncesi, Galatasaray’ın 11’inde tek bir yerli futbolcu olmaması, buna karşılık Trabzonspor kadrosunun altyapıdan yetişen genç ve tecrübesiz oyunculardan oluşması gibi çarpıcı bir durum vardı. 
Gördüğünü inkar etmek! . Maçları renk görünce kuduran boğalar misali kör bir fanatizmle izlediğimiz için işimize gelmeyen hiçbir kararı asla kabullenemiyoruz.
İki elin sesi var! Trabzon bana göre sadece bir maç kazanmadı. Güçlü futbol oynayabileceğini, rakibe eskisi gibi korku salabileceğini ve birlikten güç doğduğunu anladı. Takım oyununun, yardımlaşmanın, topu ayağında asla bencilce saklamamanın meyvesini aldı Trabzon.
Ne kadar pozisyon, o kadar gol! Kanatlardan paslarla ve ortalarla ilerleyen Trabzonspor orta sahada sıkışan oyunu çözmek için bir yol bulması gerekiyor. Yoksa kaleye inemeyip pozisyon bulamazsanız, yüzdesel istatistiğin bir anlamı kalmıyor.
Mesele Arda değil, siz hala anlamadınız mı? Boşuna dememişler bu ülkede ya popçu ya topçu olacaksın diye. Sadece kazandığın paradan değil, erişeceğin ayrıcalıklardan olsa gerek. Aslında bütün yaşananlar, adalet kavramının zerresi kalmamış, çürümüş bir düzenin sonucu.