Milliyet yazarı Ercan Güven, bugünkü yazısında "iki defa Federasyon Kupası almış, üç kez yarı final oynamış, UEFA’da Türkiye’yi temsil etmiş, üç büyüklerin korkulu rüyası olmuş, hatta 2001’de Arsenal’i bile 4-1 yenmiş" bir kulübün başkanının kulübünü kurtarmak için "açlık grevi"ne gireceğini anlattığı yazısında bu eylemin gerekçesini bakın nasıl açıklıyor.
Kulübün ismini taşıyan kentin Belediye Başkanının ismiyle özdeşleşen bir takım... Kocaeli eski Belediye Başkanı Sefa Sirmen ve "Sirmen'in kulübü" ismiyle anılan Kocaelispor.
Ercan Güven'in de altını çizdiği gibi "bugün futbol vitrinindeki pek çok futbolcunun doğumevi, pek çok teknik direktörün yuvası ve bir zamanların para babası" olan Kocaelispor bu ünvanlara Sefa Sirmen’in sahiplenmesiyle kavuşmuştu. Ancak Güven'e göre asıl “ironi” burada... "Gün gelip Türkiye’de siyaset rüzgârları değişince, bu kez Sefa Sirmen adı yüzünden batmak üzere Kocaelispor." Güven'e göre şimdiki belediye başkanı “eski izleri” silmek istediği için hiç maddi yardım yapılmıyormuş Kocaelispor’a. Hatta Güven'e göre yeni başkan “Bu şehrin takımı Belediyespor” diyormuş... Güven'e göre tüm bunların altında siyaset ile futbolun içiçeliği yatıyor. Kulüp başkanı Muammer Çelik de bu açmazdan kurtulmak için açlık grevine yapacak.
Kıssadan hisse...
Kimse “bana olmaz” demesin. Bu öykü yıllar sonra yenilenebilir!
Gelecekteki aktörleri ise İstanbul B.Belediye, Ankaragücü, Kayserispor ve belediye-siyaset denklemiyle ayakta duran cümle kulüpler olabilir.
Çünkü, “Adama dayanma ölür, ağaca dayanma kurur” sözünün yaşama en kestirmeden uyarlandığı yer futboldur!
Siyaset bu yüzden (de) uzak olmalıdır futbola.
Doğal olmayan yollarla para akıtılan kulüplerin kaçınılmaz sonu Kocaelispor gibidir.
