Yazarlardan Beşiktaş maçı analizi

Hacettepe karşısında 3 puan alan Beşiktaş çıkışını sürdürürken yazarlar Beşiktaş'ın ilk 20 dakikanın ardından oyunu kabusa çevirdiğini yazdı.

Mehmet Demirkol: Islıklarla (Milliyet)

Mustafa Denizli’nin takımının ilginç yönü; savunmasının genelde yerlilere - sözüm Nobre’den dışarı - hücumunun ise tamamen yabancılara ihale edilmiş olması. Gole yakın yabancıların, artık oyundan biraz daha fazla keyif aldıklarını ve mümkün olduğunca özgür bir oyun oynadıklarını söylemek mümkün. Yerlilerin oyunu arkadan destekleyebildikleri sürece ilerideki yaratım artıyor. En azından dün akşam durum buydu. Girdikleri az sayıdaki pozisyondan büyük bir yüzdeyle gol çıkararak oyunu 1-3’e getirdiler.

Ancak maçın 0-2 oluşundan sonra ligin en az gol atan ve pozisyona giren takımı Hacettepe karşısında kapıldıkları edilgen oyun da bir o kadar dikkat çekici. Hacettepe çok rahat bir şekilde orta sahada top yapıp özellikle Beşiktaş’ın sağından çok ama çok rahat rakip kaleye indi. Ekrem ve Tello’nun tuttuğu bu alanın Sivok ve Ernst’ten de yardım almasına rağmen bu kadar yumuşak kalışı dikkat çekiciydi.

Bunun sebebi de skor başarısının sebebiyle aynı gibi: Öndekilerin biraz fazla eğlenceye dalıp, özgürlüklerini fazlasıyla kullanmaları. Burada skoru tutanın da hakkını vermeli. Hakan Arıkan, temel kalecilik hatalarını, belki de üzerindeki baskı sebebiyle yapıyor olabilir, ama güçlü refleksleri var ve reaksiyon zamanı da çok iyi.

Dolayısıyla dün Beşiktaş’ı skor olarak önde götüren de takım performansından çok oyuncu kalitesi gibi.

Yoksa takım mükemmeliyeti olsa, oyunun 2-0’dan 2-1’e gelmesine belki göz yummak zorunda kalabilirsiniz, ancak ikinci kez aynı şeyin olmaması gerekir. Oyunun 3-1’den 3-2’ye gelmesi sonrasındaki baskı, rakip Hacettepe’yken oluyorsa durup, düşünmek gerekir. Dün yine son dakikalar Galatasaray - Bursa maçında olduğu gibi büyük takım seyircisinin ‘bitsin’ ıslıklarıyla geçti ki, diğerleri için ne keyif...

Ancak ne olursa olsun, henüz hedeften 3 hafta uzaktayken 23. haftada zirve puanının yakalanmış olması da Denizli’nin beklediğinden bile iyi bir gelişme. Geçen hafta da söylemiştim. Hocadan korktum ben!

Vedat Okyar'ın yorumu bir sonraki sayfada[page_end]

Vedat Okyar (Vatan): Kazanana da Kızılır

Rakip Hacettepe.. Maçtan önce takım fotoğraf çektiriyorlar, posterlerinin altında büyük harflerle ‘bu takım küme düştü' yazıyor. Sen de bu ligde ‘Tavan yapacağım. Şampiyon olacağım' diyorsun. Bir ilk 20 dakikayı ayırıp, maçın içine sonra dalayım diyorum. İlk 20 dakikada neler oldu? Ernst'in harika bir şutu direkten döndü. Sonra Tello'nun çok akıllı asisti ve Delgado'nun kalitesine uygun bir gol. İkinci yapılan gol Bobo'nun Nobre'ye servisi.. Bunlar olurken de rakip santrayı geçmiş değil. Sonrası ayıp. Sevgili Mustafa kardeşim. Bu takım sıkıntılar içindeyken sahanın boyunu 70 metre tutuyordun. Dün akşam aynısını oynattın, başına iş açıyordun. Ya, öyle bir takımla oynuyorsun ki, koca maç santrayı en fazla 2 kez geçmeliler.

Kazanana kızılmaz derler. Dünkü oyunu seyredip kızmamak mümkün değil. Kim sevinir, kim tepinir bilemem ama ben kızdım.

Ekrem sakatlıktan sonra düşüş içinde. Topun kıymetini bilmiyor. Başladığı bir işi bitiremiyor. Kaldı ki defans zaafı da üst seviyede. İlk yarıda Hacettepe onun oynadığı kulvarı ‘otoban'a çevirdi.

Bu Bülent Yıldırım'ın nasıl bir hakem olduğunu daha da çözmüş değilim. Çünkü suratında maske taşıyor. Maskenin arkasından da samimi mi değil mi hiç bir şey anlaşılmıyor.

Sergen Yalçın'ın yorumu bir sonraki sayfada..[page_end]

Sergen Yalçın: Adım adım mutlu sona gidiyorlar (Vatan)

BEŞİKTAŞ emin adımlarla şampiyonluğa doğru gidiyor. Ama bunu yaparken de taraftarına tam anlamıyla dokuz doğurturuyor. Allah Beşiktaşlılara sabır versin..

HACETTEPE ligin en zayıf takımı. Tüm istatistiklerde “en kötü” ya da “en zayıf” ünvanını ellerinde bulunduruyor. En az gol atan onlar, Kocaeli ile birlikte en çok gol yiyen takım da onlar. Ama dün bakıyoruz şampiyonluk adayı Kartal’a kök söktürenler de onlar. Açıkcası son 10 dakika Beşiktaşlılar için bitmek bilmedi...

TRABZON’UN yenildiği haberiyle motive olan siyah-beyazlılar dün maça fırtına gibi girdiler. Arka arkaya da iki gol birden buldular. Ne ilginçtir ki, tam fark geliyor derken garip biçimde birden stop ettiler. Ve yedikleri golden sonra da tam anlamıyla geri geri gittiler... Ligden düşmesi hemen hemen kesinleşmiş bir rakiple oynayan Beşiktaş’ın iki gol bulmuşken, kalesinde gördüğü golün ardından bu kadar bocalamasına, işleri bu kadar tersine çevirmesine anlam vermek mümkün değil. Bakmayın atılan gollere, Kartal’ın dün doğru dürüst organize atağı yoktu. Hacettepe savunmasının büyük hataları galibiyeti getirdi. Golleri arka arkaya attı belki ama sonrasında oyun kuramadı, üstünlüğünün farkına varamadı... Ama şunu da eklemek lazım. Futbol bir sonuç oyunudur ve şampiyonluğa giden takımların da kötü oynayıp kazanma hakları da vardır. Tıpkı önceki gece G.Saray’ın elde ettiği 3 puanda olduğu gibi.

KOLAY ve farklı kazanması gerekirken ölüp ölüp dirilen Beşiktaş’ta Bobo hiçbir şey yapmıyor. Attığı gol tamamen şans. Bu kadar uzun süre sahada kalmasına şaşırdım ve yadırgadım. Çok önceleri kenara alınması Kartal’a büyük yarar sağlardı. Bir de Ekrem Dağ var gözüme çarpan. Ekrem hiç zaman geçirmeden bir karar verecek. Ya defans yapacak ya da hücum. İkisini birden yapamıyor. Yapmaya kalkınca da yüzüne-gözüne bulaştırıyor. Futbolcu önce asli görevini yapmalı. Savunmacıysan, savunmayı barakmayacaksın. Eğer hücum oynayacaksan o zaman da savunmanın işine karışmayacaksın. Bu arada İbrahim Üzülmez’in çıkıp yerine Serdar Kurtuluş’un girmesine de bir anlam veremedim. Mustafa Hoca’ya bu değişikliğin gerekçesini de sormak isterim. Bana çok enterasan geldi.

VE gelelim Beşiktaş savunmasına. Çok hata yapıyorlar ve bunun sonucunda da rakibe çok pozisyon veriyorlar. Oysa şampiyonluk hesapları yapan bir takımın bu kadan hata yapma lüksü olmaz. Bu maç Kartal’ın ligde kalan maçları içinde en kolayı olmalıydı ama dünkü savunma kargaşası yürekleri ağıza getirdi. tabi yiğidin hakkına da vermek lazım. İbrahim Toraman-Sivok ikilisinin son haftalardaki mükemmel uyumu dün de devam etti. Tabi Ernst’i de unutmamak lazım.

HACETTEPE’Yİ kutlamak gerek. Beşiktaş’tan çok daha iyiyidiler. Arka arkaya yedikleri gollerden sonra oyunu bırakmak yerine dirençleri daha da arttı. Kaçırdıkları çok ciddi pozisyonlar var. Gole çevirselerdi maçın skoru bambaşka olurdu.

GENEL bir özet yapmak gerekirse şunu söyleyebiliriz; Ligde sona yaklaştıkça Beşiktaş’ta stres artıyor. Çünkü artık şampiyonluğun en büyük favorisi olduklarının farkındalar. Kötü oynuyorlar ama kazanıyorlar. Koşullar ne olursa olsun kazanma isteğinin yüksek olması çok önemli. Bu Beşiktaş’ın artık yeni kimliği...

Sanlı Sarıalioğlu'nun yorumu bir sonraki sayfada..[page_end]

Sanlı Sarıalioğlu (Yeni Şafak): İki Çehreli Kartal

İlk 20 dakika Beşiktaş adına müthiş, harika... Ne ararsanız her şey dört dörtlük. Defans organizasyonu en üst düzeyde. Hacettepe, Beşiktaş kalesine yaklaşamıyor bile. Orta alanda topun tek sahibi yine Kartal. Oyunu istediği zaman hızlandırıyor, istediği zaman yavaşlatıyor. Tempo tamamen ellerinde.

Beşiktaş işte iki golden sonra sonuna kadar frene bastı. Oysa tüm koşullar olumluydu. Hacettepe moral olarak çökmüştü. Beşiktaş, taraftarıyla beraber bayram havası içine girmişti. Ancak her şey tersine döndü. Hacettepe birden bire baş kaldırdı ve oyunda başlı başına söz sahibi oldu. Artık onlar her istediklerini yapıyorlardı. Beşiktaş ise sessizce rakibini izliyordu.

İkinci yarıda Beşiktaş daha sağlamdı. Ancak 60. dakikada bu kez de kale direği Hacettepe'ye geçit vermedi. Bobo'nun attığı 3. gol bile maçı tamamen koparmaya yetmedi. İlginçtir hiç de gününde olmayan Bobo, bir gol bir asistle maçın kader adamı oldu.

Ernst, 15 ve 44. dakikalarda rakipten iki müthiş top çaldı. Ernst'in bu müdahaleleri olmasaydı, Hacettepe iki pozisyon bulabilirdi. 8. dakikada Ümit Bozkurt'un Nobre'ye attığı tekmeyi hakem nasıl kartsız geçiştirdi hiç anlayamadım.

Beşiktaş, ilk kez üst üste 3. lig maçını kazandı. Şu anda ligde ikinci durumda. Nereden nereye... Umarım artık bu fırsatı ellerinin tersiyle itmezler. Yarışta büyük bir avantaj elde ettiler. Bundan sonra işleri daha kolay.

Basri Baykoç'un yorumu bir sonraki sayfada[page_end]

Basri Baykoç (Fanatik): Suni Zeminde Gerçek Futbol

İlk 20 dakikadaki Beşiktaş fırtınasında iki farklı geriye düştükten sonra müthiş bir baş kaldırıştı Hacettepe'nin oyunu. Beşiktaş bitirdiğim dediği anda onlar başladı. Ergün Penbe önce savunmayı öne çekti sonrasında da Kartalın sağ kanadını hedef gösterdi. O dakikaya kadar Ekrem ve Tello ile sürekli hücum düşünmekte sakınca görmeyen Beşiktaş'ın sağ kenarı bu bölümden sonra allak bullak oldu.

İkinci yarıda savunmaya bir dizi önlem paketi açtı Beşiktaş. Serdar Kurtuluş ile sağı güçlendirmeyi denedi. Sivok'u daha geriye ve sola çekti. Hacettepe'nin hızıda biraz kesildi. Bobo'nun takipçiliği Beşiktaş'ı bir kez daha maçı bitirdim havasına soktu ama Hacettepe her defasında maçın 90 dakika olduğunu hatırlattı Kartal'a. Müthiş bir mücadele vardı aslına bakacak olursak.

Tello özellikle de, Delgado ilk 20 dakikadaki Beşiktaş fırtınasının öncüleriydi belki, ancak onların kısa metrajlı mücadele yapıları sonrasında Beşiktaş'ın takım savunmasına delik açması da önlenemiyor. Sakat Nobre ile eksik Delgado'nun çok daha önceden kenara alınıp, Cisse'yle Holosko'nun bayrağı devralması Denizli'nin tasarruflarına girmeliydi.

İlker Ateş'in yorumu bir sonraki sayfada[page_end]

İlker Ateş (Fotomaç): Panik Dakikaları

Skora ve ilk kez gelen üst üste 3. galibiyete bakılırsa Beşiktaş hızla tırmanıyor. Ancak hayrettir tırmanırken de geriliyor. "Dağa tırmanırken, geri adım atma" demişler... Beşiktaş dün yükselirken iki geri adım attı ve maçta panik dakikaları yaşadı. İlk panik, Hacettepe'nin 1. golünden sonra Beşiktaşlı futbolcularını sarıp sarmaladı. Halbuki o dakikaya kadar Beşiktaş'ın Delgado ve Nobre ile bulduğu iki süper gol vardı. 20 dakika fırtına gibi esen Beşiktaş, Hacettepe golüyle birlikte sahada yok oldu.

Ne zamanki Bobo üçüncü golü attı, Beşiktaş rahatladı.

Ancak birkaç dakika sonra gördük ki rahatlama filan olmamış. Çünkü, bastıran yine Hacettepe'ydi ve Beşiktaş kalesinde 2. gol vardı. Son sekiz dakikayı Beşiktaş sanki idam sehpasının etrafında oynadı.

Maçın en ilginç ayrıntısına gelince... Sezon bayşından bu yana 7 korner ortalamasıyla oynayan Beşiktaş'ın bu kez çok kısır kalmasıydı. Toplam 2 kornerden ilkinin 60'ta atılması Beşiktaş'ın şimdiye kadar yapmadığı bir falsoydu. İşler iyi gidiyor ama sorunlar hortlamaya başladı. Bundan sonra her rakip Hacettepe olmayacak!

Atilla Gökçe'nin yorumu bir sonraki sayfada[page_end]

Atilla Gökçe: Affet bizi Hatice (Milliyet)


Şimdi bu maçın sonucuna bakanlar, Beşiktaş’ın şampiyonluk yarışındaki kararlı ve azimli koşusunu takdir edeceklerdir... Kolay değil, üç haftadır üst üste kazanıyorlar. Bu sezon ilk defa sergiledikleri bir başarı bu. Ligin dibindeki Hacettepe’ye karşı elde edilmiş olsa da üç puan üç puandır... Galibiyet şal gibidir, bilirsiniz. Görmek istemediğiniz gerçekleri o şalla örter, yolunuza devam edersiniz.
Hatice’yi bırakıp neticeye bakınca durum böyle. Ama oynanan oyuna bakınca ortada öylesine eğlenceli bir durum yok!
Beşiktaş, çift santrfor oynuyor, güzel! Bobo ve Nobre birlikte gol sevinci yaşıyorlar, demek ki Denizli’nin yeni tercihi doğru. Nobre yine takımın en çok koşan, mücadele eden adamı. Ayağına top beklemiyor... Gerektiğinde kendi takımının ceza yayına kadar gelip oradan kazandığı topu hücuma sokuyor. Saygı duymamak elde değil... Alkışları hak ediyor Nobre. Bobo daha uyanık, fırsatçı.  Nobre’ye asist yapıyor, bir de kendi atıyor... Ona da alkışlar.
İyi ama, yine de bu işte ters giden bir şeyler var.
Bobo, Nobre, Delgado ve Tello’nun takım savunması ile hemen hiç ilgileri yok. Hele ki Delgado ve Tello bu anlamda kendilerini kesinlikle sorumlu hissetmiyorlar. Nobre’den sonra takımın en çalışkan ikinci adamı Ernst... O, oyunun her iki yanını da oynayabiliyor. Denizli’nin gözdelerinden Sivok, güya orta alanda Ernst’in ortağı... Ama dünkü maçta o başka bir oyun oynuyor... O’nun oynadığı oyunun adı saklambaç...
Hacettepe bu nedenle orta alanı çabuk ve rahat geçiyor, gol pozisyonları kazanıyor. Tambwe gibi orta sınıf bir oyuncu, büyük bir takıma üst üste iki gol atarak marka değerini (!) geliştiriyor. Beşiktaş, Delgado ve Nobre ile peşpeşe iki erken gol bulup rahatlarken, biraz da gevşiyor... Dikkatimi çeken, o gollerden sonra Beşiktaşlı futbolcuların ikili mücadelelerden, sert temaslardan kaçınmaları. Hacettepe ligdeki pozisyonuna aldırmadan maça ortak oluyor. Yine de şanslı Beşiktaş... Kaleci Recep’in şaşkınlığından Bobo’nun cinliğinden buldukları üçüncü gol,galibiyetin güvencesi oldu. Peki dünkü oyun Beşiktaş’ın güvencesi olur mu ? Hiç sanmıyorum...
Beşiktaş düne kadar savunma sorunlarını bir ölçüde çözümlemiş, gol konusunda zorlanan bir takımdı... Golleri kolay buldular... Ama rakibe de anormal gol pozisyonu verdiler. Böylesine çok hücumcu ile oynarken, ötekilerin savunmada biraz daha disiplinli ve yardımlaşmalı oynaması gerekirdi. Ne kanatlarda, ne de ortada bunu gerçekleştirebildiler. Zorluk derecesi yüksek zirve maçlarında bu Beşiktaş, kendi sahasında oynasa bile favori olamaz.
Yazının sonunda özür dilemek gerekiyor... Öylesine tabela meraklısı olduk ki, oyunun kendisini unuttuk.
Affet bizi Hatice!

Günün Önemli Haberleri