Şike varsa kişi ve kulüp ayrımı olmamalı!
Trabzonspor Genel Kurul Üyesi Nurettin Özgenç, şike yapanları kişi veya kulüp olarak ayırmamak gerektiğini söyledi.
İşte Özgenç'in yine çok konuşulacak açıklamaları;
Trabzonspor Genel Kurul Üyesi Nurettin Özgenç, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Avrupa Futbol Federasyonu Birliği UEFA'nın 36'ncı kongresinde yaptığı konuşmada "Şiddet ve şikeye karşı kararlı bir tutum içindeyiz. Gerçek kişi ve tüzel kişi noktasında değerlendirmeyi iyi yapmak zorundayız." şeklindeki sözlerini sporda yaşanan olumsuz havayı yumuşatmak ve yüksek seyreden tansiyonu düşürmek olarak algıladık. Lakin "Gerçek kişinin yaptığı suçun cezasını tüzel kişi alırsa olmaz. Burada suçların şahsiliği ilkesiyle bu şikeyi kim işlediyse cezaların caydırıcılığı ilkesiyle en büyük cezayı almalıdır" şeklinde sözlerine bir anlam veremedik. Şayet gerçek kişilerin işlediği suçlar sebebiyle tüzel kişilik haksız bir başarı elde etmişse cezadan ayrı olmamalı. Şikeden doğan suçun cezası özel veya tüzel ayrımı yapılmadan her iki kişilikte ceza almalı. Toplumun ekseri çoğunluğunun ortak kanaatinin bu yönde olduğunu düşünüyorum.
Hükümet sporun ve futbolun; şiddetle, hileyle, şikeyle anılmasını önlemek için şiddet ve şikeye karşı kararlı bir tutum içerisinde olduğu çıkarılan yasayla gayet net anlaşılmaktadır. Türk sporunu kirli ellerden kurtarıp amacına uygun hale getirmek ve ülkemizde olimpiyatların ve sportif etkinliklerin yapılması için gösterilen gayretli çalışmalar herkesin malumudur. Türkiye bu çalışmalar neticesinde çeşitli müsabakalarda olumlu sonuçlar almaktadır. Bu başarılar ülkemiz açısından fevkalade güzel ve bir o kadar da memnuniyet vericidir.
Futbolda suçların şahsiliği ilkesinden yola çıkarsak suçu işleyen kişi yönetici de olsa aynı mıdır? Farz edelim ki herhangi bir kulüp yetkilisi şike yaptığı maçlarda haksız bir başarı elde edildiğinde bu durumdan dolayı sadece birey mi ceza almalı yoksa hak edilmeden kazanılan şampiyonluğun gelirlerinin kasasına yansıdığı kulüp ceza almamalı mı? Kişi ve kulüpler ayrı tutulmalı deniliyor ama şike yapan kişi veya kişiler takımın yöneticisi olursa sonuç yine aynı mı olmalıdır? Örneğin, bir takımın başkanı veya yöneticisi şike yapmış veya teşvik primi vermiş ise oynanan maçtan elde edilen puan takımın fikstürdeki hanesine artı puan olarak yazıldığına göre ve bu sonuçla da şampiyonluk elde edildiğinde takım maddi ve manevi menfaat sağlamış olmuyor mu? Bu durum adli konu olduğunda neden sadece bireye ceza verilmelidir?
Varsayalım ki; bir holdingin yönetim kurulu başkanı veya yetkilisi şirketlerinin de katılacağı büyük bir ihalede fiyatı kırmak veya yükseltmemek amacıyla katılımcıların sayısını azaltmak için diğer rakip firmaların bazılarına rüşvet vererek çekilmelerini sağlaması ile girilen ihale yarışında mensubu olduğu şirketin kazanması firmanın menfaatine olacaktır. Bu usulsüz durumdan dolayı haliyle patron ve çalışanlar memnun olacaklardır ama ihaleyi kaybeden diğer taraflar ve çalışanları üzülecektir. Zamanla yapılan usulsüzlük ortaya çıktığında ve mahkemeye intikal ettiğinde sadece şirketin lehine rüşveti veren mi cezalandırılmalı o işten rant sağlayan firma ceza almamalı mı?'' dedi.
Trabzonspor Genel Kurul Üyesi Nurettin Özgenç, ''Şike yapıldığının anlaşılması halinde tüzel kişiliğin değil de şahısların cezalandırılması önerilmektedir. Ben şahsen bu öneriye katılmıyorum. Şikeden dolayı alınmış bir puan varsa bu puanlar da kulübün hanesine yazıldığına göre kar kulübe kalırken zarar niye yapanın üzerine olsun. Suç varsa her iki tarafta cezalandırılmalıdır. Bana göre sporda bireysel suç şudur; hiçbir takıma mensup olmayıp sadece çıkar amaçlı olarak şikeye aracılık eden kişiler birey anlamında cezalandırılır.''
Parti ile kulüp aynı değil
''Benim bu konuda şahsi kanaatim şudur; siyasette bireylerin işlediği suçtan dolayı siyasi partilerin kapatılması bu durumla aynı değildir. Çünkü bir partinin genel başkanı veya yöneticileri yasalara aykırı eylem ve söylemde bulunduğunda mensubu olduğu partinin kapatılması kesinlikle yanlıştır. Yaptığı konuşmadan dolayı partisine maddi ve manevi katkı sağlamamış olacağından parti tüzel kişiliği değil bireyler suçlu olur diye düşünüyorum.
"Gerçek kişilerin işlediği suçlar sebebiyle eğer tüzel kişilik suç ve ceza almaya kalkarsa burada sadece bir tüzel kişi kurum ceza almıyor. Yeri geliyor milyonlarca o tüzel kişiliğin sempatizanı olan kişiler, belki bir şehir, bir kaç şehir burada cezalandırılmış oluyor." Peki bu öneriyi birde tam tersinden okuyalım. Faraza şike ile şampiyonluğu elinden giden kulüplerin maddi zarara uğrayacağı gibi mensubu olduğu şehir ve takıma gönül veren taraftarlar yapılan haksızlık karşısında kaybedilen şampiyonluğun hüznünü yaşamayacaklar mı? İlki yanlış olabilir ama sonraki daha yanlış olur.''