Ne ayaksın sen?

Ne ayaksın sen?

Muhammed Işık muhmed42@gmail.com

Heyecanla beklenen karşılaşmada gol sesi çıkmadı. Tek kale oynayan bir Fenerbahçe izledik. Rakibini boğan, gol pozisyonları bulan, şut çeken ve rakibine isabetli şutunu maçın sonlarında çektiren bir Fenerbahçe vardı. Taraftar sahadaki futboldan memnundu. Gol yoktu ama istenilen oyun vardı. Fenerbahçe taraftarı takımının iyi oynamasından çok memnun oldu. Skor elbet önemli ama bu futbol ile skorlar elbette alınır. Bu maç gol pozisyonlarını değerlendiremeyen Fenerbahçe, diğer maçlarda bunu telafi eder. Önemli olan sahada göze hoş gelen futbol oynamaktır. Fenerbahçe bu düzende devam ederse ligi zirvede bitirir.

Webo ile Sow bu maçta son vuruşlarda etkisiz kaldılar. Birkaç pozisyonda Onur gole izin vermedi. Webo’nun direkte patlayan şutu ise şanssızlıktı. Oyun olarak sahada formasının hakkını vermeye çalışan oyuncular vardı. Koşu mesafelerine bakarsanız futbolcuların ne kadar istekli oldukları ortaya çıkıyor. Onbin metre barajını geçen 7 oyuncu var. Oyuncu değişiklikleri olmasa ve giren oyuncuların mesafelerini çıkanlara eklesek oyuncuların tamamı onbin barajını aşıyor. Pas trafiğinde Fenerbahçe’nin üstünlüğü göze çarpıyor. Kornerlerde ve isabetli şutlarda, kısacası bütün istatistiklerde Fenerbahçe üstün oynadı.

Maç sonundaki tabloyu gerçekten bekliyordum. Onur’un seyircilere dönüp formasının armasını gösterip öpmesi, taraftara sahaya girin çağrısıydı. Onu uyarmak için yanına giden Selçuk ise neye uğradığını şaşırdı. Kendisinden yaşça da küçük olan Onur, “Ne ayaksın sen” diye ortamı daha da gerdi. Olayları yatıştırmaya çalışan Volkan bile sinirlenip Onur’a kızdı. Olaylar bununla sınırlı kaldı mı? Hayır. Sabah kendilerine hangi kapıdan girip hangi kapıdan çıkacakları konusunda talimat verilmiş olmasına rağmen, taraftarı kışkırtmak için başka kapıdan çıkan Hacıosmanoğlu kendisine yakışanı yapmıştır. Deplasmanda, rakip taraftarlarla diyaloğa girmiş ve olayların fitilini ateşlemiştir. Sonra da ben yedi sülalemi çağırır buradan çıkarım diye efelik yapıyor. EFE sadece aracının plakasınnda yazar başkan, o stadın önünde sana efelik yaptırtmazlar. İkinci başkanınız canlı yayında Fenerbahçe’yi tarihten silsinler diyor, telefonlarımız toplatılmak istendi diyor, mahsur kaldık diyor. Tüm deplasmanlarda takımların geç çıkması normaldir. Bunu bu kadar abartmanın anlamı yok.

Son olarak da sözüm Fenerbahçe’li olduğunu söyleyen Sayın Başbakanadır. Sporun içine siyaset girmesin diyorsunuz. Fenerbahçe için tek kelime etmiyorsunuz. Ben başbakanım yorum yapamam diyorsunuz.

Trabzon’da Fenerbahçe’li oyunculara saldırı oluyor.

Dönemin Trabzonspor başkanı Semih’in boğazını sıkıyor.

Fenerbahçe otobüsüne silah doğrultuluyor ve tek kelime etmiyorsunuz.

Trabzonspor’un yeni başkanı ise Fenerbahçe taraftarını tahrik ediyor, olmaması gereken yerde edilmemesi gereken kelimeler kullanıyor ama olay karşısında kendisini tebrik ediyorsunuz. Siyaset spora girmeyecekse hiç girmesin. Mitinglerinize geldiği için kendisini onurlandırmak için böyle konuştuysanız ben sizin spora bakış açınızı da tartışmak isterim.

Bu ülkede önüne siper olabileceğim ve yolundan gidebileceğim tek lider sizsiniz. Sizi her konuda savundum. Yaptıklarınızı asla küçümsemiyorum. Siyasi konularda yine yanınızdayım ama siz spor konusunda hep Fenerbahçe’nin aleyhine işler olduğunda sustunuz. Konuştuğunuz zaman da hep Fenerbahçe aleyhine konuştunuz. Lehine konuşmanız gerektiği anlarda hep sustunuz.

Unutmayın ki size sadece Trabzonspor taraftarı oy vermiyor.

Siz tüm renklerin başbakanısınız.

Provokatörleri, şovmenleri kahraman ilan ederek ancak kendi kredinizi tüketmiş olursunuz.

Çıkan olaylar nedeni ile ilgili de Fenerbahçe taraftarını tebrik ediyorum. Bütün tahrik girişimlerine rağmen sağduyulu davrandılar. Oyuna gelmediğiniz için helal olsun.