Kuyt Fenerbahçe'yi neden seçti?

Hollandalı yıldız, Four Four Two Dergisi'nin eylül ayı dergisinde yer alan röportajında futbol felsefesiyle ilgili çarpıcı ifadeler kullandı.

Maçı kazanmak için her şeyi yapmayı kendisine ilke edindiğini söyleyen Hollandalı yıldız, "Çok çalışır ve kendimi oyuna veririm. Evet, ben bir Ronaldo değilim ama görevimi iyi yaparım" dedi. 
 

Gol atmanın çok önemli bir an olduğunu ifade eden Kuyt, “Gol attığım anlar benim için çok değerlidir. Golden sonra nasıl sevineceğimi bilemiyorum (gülüyor)! Böyle olunca çıldırmış gibi görünüyorum. Futbolu gol atmak ve maç kazanmak için oynuyoruz. Bir golcü için gol atmak sadece maçtaki değil, hayattaki en güzel anlardandır. Maçı kazanmak için her şeyi yapmak ilkemdir. Mümkün olduğu kadar çok çalışırım ve kendimi oyuna veririm. Aslında doğuştan bir golcüyüm, forvetim. Onun dışında iyi bir takım oyuncusuyum. Takımıma nasıl katkı sağladığımın önemi yok. Bu golcü olmanın da ötesinde bir durum. Kariyerim boyunca zaman zaman ilk 11'de golcü olarak oynamadığım oldu. O zamanlar sağ açık mevkiindeydim. Yıllar geçtikçe sahanın ön tarafında her pozisyonda oynadım. Belki tam olarak tipik bir sağ kanat oyuncusu değilim, afili hareketlerle iki üç kişiyi çalımlayarak geçen bir adam olmayabilirim ama her zaman asistlerimi yaptım, gollerimi attım. Evet, bir Ronaldo olmadığımı biliyorum ama görevimi iyi yaparım. Böyle oynadığım takımların içinde her zaman önemli bir yer edindim. Ben, bir futbolcuyum ve maç sadece 90 dakika. Ne yapabilirsen o dakikalar içinde yapabiliyorsun ve sonrasında elinden gelen hiçbir şey yok. Fırsatın ne zaman nereden geleceği belli olmayacağı için oyun içinde dinlenmek gibi bir lüksünüz olmuyor” dedi.

Her şeye olumlu bakan bir insan olduğunu vurgulayan Kuyt, “Bunu sadece söylemek için söylemiyorum. Hayatın bana getirdiklerine olumsuz bakacak olsaydım mutlu bir adam olamazdım. Belki futbolcu bile olamazdım” diyerek hayat felsefesini ortaya koydu.

Fenerbahçe'yi niye seçtim?

“Liverpool'da dünyanın en iyi futbolcularıyla birlikte oynadım, dünyanın en iyi teknik direktörleri bizim başımızda oldu. Altı yılın sonunda artık yeni bir deneyime ihtiyacım olduğunu hissettim. Bunu yapmam için de çok fazla imkânım vardı. Çok farklı ülkeden ve kulüpten transfer teklifleri aldım. Fenerbahçe bunların arasından bana en iyi duyguyu hissettiren kulüp oldu. Sonunda Fenerbahçe'ye geldim.”

Engelli çocuklar için vakıf

“Utrecht'te oynarken hastanelere gider, kimsesiz çocukları ziyaret eder, takım olarak hayır işleri yapardık. Çok duygulanırdım. Biz futbol oyuncularıyız ve kazandıklarımızın karşılığı olarak insanlara bir şeyleri geri vermek zorundayız. İnsanların bazı konulara dikkatlerini çekebilmek için futbolcuların çok önemli bir noktada olduklarını düşünüyorum. Bunun için ben de birkaç arkadaşımla birlikte engelli çocuklar için bir vakıf kurdum. O vakıf sayesinde yaptıklarımız, engelli çocukların hayata tutunduklarını görmek beni çok mutlu ediyor.”

Uyum süreci yaşamadım

“Yeni bir kulübe geldiğiniz zaman ilk günleriniz hatta ilk aylarınız hep çok zor geçer. Sezon öncesi çalışmalar ağır olur, kendinize yeni bir hayat kurmaya çalışırsınız. Dört çocuklu bir ailemin olması İstanbul'da yeni bir hayata başlamak için beni biraz korkutuyordu. Korktuğum gibi olmadığını ilk gün anladım. Kulüp çalışanları, yöneticileri, takım arkadaşlarım ve Aykut Kocaman bana çok yardımcı oldu. Birkaç gün içinde çocuklarıma okul buldum, ailemle yaşayacağımız evi hazırlamadan önce bizi çok güzel ağırladılar. Yani benim için Fenerbahçe'de uyum süreci diye bir şey olmadı. Şanslıyım eşim ve çocuklarım da İstanbul'u çok sevdi.”

Günün Önemli Haberleri