Gezi protestosuna müsade edilmemeliydi

Gezi protestosuna müsade edilmemeliydi

Nurettin Özgenç ts.nurettinozgenc@gmail.com

Fenerbahçe'nin, İngiltere Premier Lig takımlarından Arsenal ile dün akşam Kadıköy Şükrü Saracoğlu Stadı'nda oynadığı şampiyonlar ligi play off ilk maçında Gezi Parkı olayları ile ilgili organize bir hareketle hükümet ve Türk polisi  protesto edilmiştir.

Bu duruma seyirci kalınmamalıydı. Başta UEFA ve TFF olmak üzere Fenerbahçe  yönetimi bu duruma kesinlikle müsade etmemeliydi.

Nitekim, Fenerbahçe Arsenal karşısında Kadıköy'de ağır bir yenilgi alıp adeta yokları oynarken bir takım kendini bilmez taraftar topluluğununTrabzonspor'un 61. dakika (sporla alakalı) şovundan esinlenerek  Fenerbahçe Arsenal  karşılaşmasında dakikalar 34'ü gösterdiği anda tribünlerden "Her yer Taksim her yer direniş" sloganları ve  sonrasında da "Sık bakalım sık bakalım biber gazı sık bakalım, jobunu bırak kaskını çıkar delikanlı kim bakalım" sloganları atıldı. Bir grup Fenerbahçe taraftarının da spor müsabakasında kel alaka  bir şekilde"Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diye bağırması abesle iştigaldir. Bu tür söylemlerin maçla ve sporla ne alakası var. Tribünler spor müsabakası izleme yeridir,siyaset meydanı değil.

Keza, spor müsabakasında siyasi tezahürat yapmak spor ahlakı ile uyuşmadığı gibi sporun ruhuna da aykırıdır.

Ayrıca Kadıköy Şükrü Saraçoğlu stadı devlete meydan okunacak yer değildir. Hükümeti veya ona bağlı emniyet mensuplarını pretosto etmek için ülkemizde misafir olan bir takımın yanında ve bu maçı televizyon başında izleyen yabancı seyircilerin gözleri önünde siyasi bir şekilde tezahürat yapılması,yaptırılması ve yapılmasına göz yumulması sporla ve spor adamlığıyla bağdaşmamaktadır.

Bu durum göstermektedir ki; siyasetin sporla iç içe olması ve spora müdahale edildiğinde maalesef bu gibi sonuçlar da ortaya çıkmaktadır.

Hep deriz spora siyaset bulaşmamalıdır. Spora siyaset bulaşırsa onun adı spor olmaz, herkes kendine göre bir ad koyar. Gerek merkezi siyaset, gerekse yerel siyasetin spor içerisinde belirleyici olmaması gerekir.

Nitekim 3 Temmuz 2011'de başlayan şike soruşturmasının odağında yer alan Fenerbahçe'nin ceza almaması için  Başbakan Erdoğan tarafından "şike konusunda kulüplerin değil, şahısların cezalandırılması" konusunda ülkemize davet edilen UEFA Başkanı Michel Platini'ye telkin ve tavsiye de bulunulmuştur.

Hakeza böyle olması göstermektedir ki; siyaset sporun yanında değil tam içindedir. Ancak işin en ilginç yanı ise asrın şike davasında Fenerbahçe'nin bu davadan ceza almaması için böyle bir gayret sarf edilmesine rağmen hükümetin anlamsız bir şekilde protesto edilmesi manidardır.

Zira, Başbakan Erdoğan tarafından böylesine açık bir  destek Trabzonspor'a verilseydi 2010-20111 kupası bordo-mavili takımın müzesinde olabilirdi!

Nurettin Özgenç