Onlar hazırlık maçıydı 5 tane gol yedik falan, daha eleştirmek için çok erken.
AZ Maçında harika oynadık, AZ gibi büyük bir takım karşısında alınan mağlubiyete rağmen "oynanan iyi oyun" umutları yeşertti. (bu hazırlık maçı değildi ya)
Galatasaray karşısında alınan galibiyetle güven tazelendi. (Sanki Galatasaray dediğin takım artık karşına formalite için çıkan bir takım değil.. Nitekim berbat ötesi bir futbol ile üstelik 10 kişi eksik halinle yine kazandın)
Young Boys maçı daha ilk resmi maç eleştirmeyelim, düzelecek her şey.
Şampiyonlar Liginden elendik ancak bu sene bir yapılanma içersindeyiz, herkes sabırlı olsun Aykut Kocaman’ın arkasındayız.
Ligin ilk 3 haftası kötüydük ama sabretmek lazım, henüz eleştirmek için erken.
Ligin 2. Yarısında bir çıkış yakalayacağız, kadro henüz birbirini tanıdı. Yapacağımız birkaç takviye ile iyi işler yapan bir takım yaratacağımızı düşünüyoruz.
Bu sezon hedefimiz takım olmayı başarmaktı, seneye UEFA liginde gruplara kalarak iyi yerlere geleceğiz ve Lig’de hedefimiz tabii ki şampiyonluk.
….
Bu açıklamalar uzar gider.
Peki ne yapalım. Eleştirmeyelim.
***
Geçen sene yaşanan şok sonrası, sanki üç yıl üst üste şampiyonluk sözünü ben vermişim gibi, “kimse heveslenmesin görevin başındayım” diyerek, kulübün bütçesi artık Aragones, Daum gibi yanlış tercihlere tazminat ve milyonlarca EURO maaş verebilecek durumda olmadığından istediğin zaman git diyebileceğin ve Fenerbahçeliliği ve gururu dolaysı ile sana Daum gibi, Aragones gibi zorluk çıkarmayacak birini getirdin takımın başına.
Evet, iyi bir motivasyon koçudur Aykut Kocaman. İstanbulspor iflas etmişken, ona olan saygılarından, maaş alamadıkları halde idmanlara çıktı ve İstanbulspor’u ligde tuttu futbolcular. Öyle çok motive eder, kendisi de olur ki sisteme lanet edip (Sistem dediği burada Fenerbahçe oluyor) istifa eder Fenerbahçe’den kendi evinde yediği 3 golün bir tanesi hatalı olunca.
Tamam itirazımız yok, zaten Aykut Kocaman Sportif Direktör (neyse bu hala çözemedik) olarak geldiğinde, 2 veya 3 sene içersinde bu takıma Teknik Direktör olacaktı, bu süre ona kulübü tanıması, yönetim yapısını çözmesi ve sonunda yönetimi anlayan ve sahaya yönetimin, dolaysı ile taraftarın istediği futbolu yansıtan, hem yönetimden biri hem ağabey hem de bir Fenerbahçe efsanesi olacaktı ancak ilk sene yaptıklarından sonra bu görevi yapamayacağı zaten ortadayken Teknik ve Sportif Direktör olması Trabzonspor maçı sonrası yaşanan hezeyanın sonucudur, ve Fenerbahçe gibi bir kurum hezeyanlarla karar alma şansına asla sahip değildir.
3. sınıf bir köy takımı perişan etti, 11 adam içersinde Stoch, Emre, Volkan, Gökhan Ünal ve dos Santos dışındakiler sadece gezindiler, eleştirenler hızla susturuluyor. Parmakla gösterip bağırıyorlar “eleştiriyor, daha ilk maçta, Fenerbahçesiz!”. HDTD tayfası en Fenerli Fenerbahçeli olduklarından diğerlerini Fenerbahçesiz olmakla itham etmekte bir sakınca görmeyip, zannediyoruz gücünü her fırsatta kendisine karşı olanları yerden yere vurup söz hakkı vermeksizin kürsünden inip giden, kendi Dünyasında yaşayan kişiden alıyorlar. Eh, taraftar arasında durum öyle olmadığından artık Türkiye’de 3 çeşit taraftar oldu. Diğer takımları tutanlar, Fenerbahçeliler, Aziz Yıldırımcılar.
***
Futbolcu ismi yazıp tek tek deşifre etmeye, rencide etmeye gerek yok. Zaten kadrodaki 4 veya 5 oyuncu dışındaki hiçbiri giydiği formayı hak edecek bir davranış, o formanın kıymeti hakkında herhangi bir fikir ve arkalarındaki milyonlara karşı sorumluluk duygusu içersinde değiller.
Karşılarındaki Teknik Direktör ile dostça bir sinerji yakalamışlar. O kadar dostça ki, Emre bir taraftara kızıp “arkadaşı ve Hocası” bağırırken açıklama yapma gereği bile duymuyor, çok kızmış, basıp gidiyor... Fenerbahçe merkez, kafasına göre herkez!
Yeni sezonda oynanan bir ciddi hazırlık maçı bir resmi maçta 2 kırmızı kart var.
Eğer Young Boys maçında hakem biraz daha uyanık olsaydı, sadece bu maçta 2 veya 3 kırmızı kart çıkabilirdi, ki kimsecikler itiraz edemezdi. Oyuncularda herhangi bir korku yok olmaması da çok normal. “Arkadaşça sinerji” var aralarında, kırmızı kart futbolculuk halidir, idmanı da terk edebilirler çok kızarlarsa.
Young Boys takımının kaçırdığı goller muhtemelen kısa bir süre içerisinde sosyal paylaşım sitelerinde komik video paylaşan toplulukların sayfalarını, TV kanallarını süsler, Fenerbahçe karşısında Tottenham gibi, Ajax gibi bir takım çıktığında ise o kanallarda, sayfalarda kim olur… Düşünmesi bile sıkıntılı.
Tek tesellim Aykut Hocamızın futboldan şikayet etmemesi oldu. Alimallah sahadaki muhteşem taktiğe uymayan futbolcularını yine sorumsuzlukla ve kötü futbolla suçlayabilirdi. (Taktiğin Daum’un taktiğinden ne farkı vardı anlamadım, Rıdvan Dilmen’in kendisini kayırmak amacıyla söylediği bir iki şey vardı, orta saha takviyesi vs. kendisi de inandı mı bunlara bilmiyorum..)
Dileriz Kadıköy’de bu amaçsız ve gayesiz, çok kötü futboldan eser kalmaz ve Fenerbahçe’ye yakışan bir sezon açılışı olur Young Boys maçı ile. 12 Numara faktörü de eklenince gollü ve keyifli bir oyun izleyeceğiz haftaya.








































Aykut Kocaman sezonu tamamlayamadan postalanacak!
Demedi demeyin!