Daum gidiyor ve Aziz Yıldırım yönetimi görev süreleri boyunca yaptığı bütün transferlerden daha iyi olan bir transfere imza atıp Real Madrid’e gideceği düşünülen Jose Mourinho’yu Fenerbahçe’ye Teknik Patron olarak getiriyor. (Buradan sonra JM diye bahsedeceğiz yeni Teknik Adamdan)
JM ilk dönemlerde oldukça iddialı. Gelme sebebinin ideallerinden bir tanesinin büyük potansiyele sahip, başarıya aç, Avrupa’da başarıyı hak eden ve bunu elde etmeye yeterli imkanları olan bir takımı çalıştırıp zirveye çıkarmak olduğunu söylüyor. Eh, Aziz Başkan da açmış altın küplerinin olduğu mağarayı Açıl Susam Açıl diyerekten oh değmeyin keyfine JM’nin..
Dünya Kupası’nı yerinde izlemeye gidiyor. Notlar alıyor, istediği oyuncuları belirliyor fanteziye kaçmadan. Malum, hangi oyuncu onla çalışmak istemez. Kupa sonrası listesini veriyor yönetime. Bu oyuncularla birlikte eski öğrencilerimden falanca filancayı istiyorum diyor.
Yönetim liste üzerinde çalışıyor, transfer dönemi devam edip diğer takımlar kendi çapında yıldızlarla imza işini hallederken bizim yönetim önce Beşiktaş gibi, bırakın rakibi olmayı, yanından bile geçemeyecek takımlarla inatlaşıp Sercan Şahin gibi çapını ölçtüğünüzde lavaboya tıpa olmayacak oyunculara servet ödüyor. JM “kadro derinliği için lazım, iyi oyuncu” falan gibi yuvarlak laflarla geçiştiriyor. Aklında verdiği liste var tabi.
Bu arada QTM boş durmuyor, her gün 15 – 20 oyuncu transfer ediyor Fenerbahçe’ye. JM nazikçe soruyor : “Başkan ne oldu benim liste..”
Transfer döneminin son haftasında QTM 3-4 isim üzerinde mutabık kalıp ha geldi ha gelecek diyor. Fenerbahçe taraftarları kandırıldığını bile bile bu yayınları takip edip üzerinde yorumlar yapıyor. Bu esnada Juan Figer ve göbeği kulüp binasına girip çıkıyor ve bomba patlıyor :
Fenerbahçe geleceğin Romario’su ve Zico’su olarak gösterilen iki Brezilyalı oyuncu ile sözleşme imzaladı !
Juan Figer ve göbeği mutlu, cepler dolu, krallar gibi..
JM şaşkın. “Hoca liste..” falan diyor. Aykut Kocaman açıklama yapıyor; “Çok iyi transferler yaptık”
Tabii bu arada Şampiyonlar Ligi eleme maçlarına 2-3 hafta kalmış. JM oyuncuları tanıyalım falan derken Deniz Barış, Önder Turacı, Mert Günok, Vederson gibi isimleri takımda tutuyordu ama görünen o ki bu adamlar yine lazım olacak !
Sezon başlar.. Fenerbahçe dört koldan saldırılara marus kalır. JM şaşkın. Türkiye’nin iktidar partisinin bakanlarından tutun da, başkent belediye başkanı i.melih gökçek’e kadar, ligde bulunan diğer tüm takımların yönetim, futbolcu ve teknik adamları, medya dur durak bilmeksizin “Fener yaptı suç, biz yaptık hak” diyip saldırıyor, rant elde ediyor, buna reaksiyon gösteren taraftar inadına tribünleri dolduruyor.
Fenerbahçe liderdir ilk yarı sonunda ve bir şekilde Şampiyonlar Ligi’nde bir üst tura çıkabilmiştir. JM kanıtladı kendini, muhteşem karizmatik hoca, inanılmaz bir taktisyen ama JM hala şaşkın. Kafasındaki sistemde düşündüğü tek bir oyuncu bile alınmadı.
Devre arası JM fısıldıyor Aykut’a.. “Aykutcuğum, liste ?..”
Aykut kızıyor tabii, arası bozuluyor JM ile. Basında “Aykut ve JM’nin arası kötü” haberleri çıkıyor ama Aykut Kocaman çok mühim ve mağrur birisi olduğundan ve Fenerbahçe’nin menfaatleri onun gururu ve kariyerinden daha önemli olmadığından çıkıp ta “Jose Mourinho ile aramızda o tip sıkıntılar yok, hocamız takımın başında ve herkes görevini yapıyor” deme gereği duymuyor.
JM şimdi yalnız. Şubat ayı geliyor, Fenerbahçe hazırlık kampı sonrası kondisyon düşüklüğü yaşadığından arka arkaya 3-4 puan kaybı yaşıyor. Suçlu JM.
Antipatik, taktiksel açıdan zayıf, kadroyu kullanamıyor..
Bu arada tekrar formunun zirvesine çıkan Kazım nişanlısı ile bir teknede yemek yerken görüntüleniyor, aynı karede Kazım’ın annesi, babası da var. Ertesi gün QTM’de manşet : “Kazım teknede çılgın parti düzenledi. Anne ve babası da katıldı OHA !"... Bir de Fenerbahçe puan kaybediyor 3-4 gün sonra.. Transfer yapılmayan takımın sağ kanadının bankosu kovuluyor.. Kaldın mı sezon boyunca 10 - 12 maç yapıp 0,3 tane asist, 0,01 gol atmış Mehmet Topuz'a JM efendi !
JM piskolojik olarak hepten çökmüş. Öyle ki, kariyerini bir tarafa bırakıp, tribündeki adamla münakaşaya girer. Güiza’yı alır oyundan tartıştığı taraftarlar kimi isterse onu alır.. Bitmiş bir piskolojinin eseri. Kör dövüşü. (şaşırdınız mı? Transfer döneminde istenilen para verilmediği için Güiza devam ediyor, yedeği Sercan Şahin ve Gökhan Ünal)
Son 2 haftaya girilirken Fenerbahçe lider. Bir galibiyet daha alırsa bir şekilde şampiyon. JM gizlice şaşırıyor artık kulüp başkanının kendisinin sorumluluğu altında olan futbolculara kendisinin önünde fırça attığını görürken ama ses etmiyor..
O maçta yapamıyor Fenerbahçe. Gözyaşları sel oluyor, herhangi bir takım şampiyon fark etmez. Türkiye’nin yarısı sokaklarda sevinçten, görev tamam, Fenerbahçe şampiyon olamadı. Diğer yarısı kızgın, üzgün, bitkin..
JM suçlu.
Git deniyor, tazminat konusunda pazarlıklar başlıyor, bir ton tantana, oyuncular yüzünü dönüyor JM’ye. JM şaşkın.
JM gidiyor. Duyguları allak bullak olmuş Fenerbahçe taraftarı “OH BEE” diyor.. Rıdvan Dilmen gelsin, Oğuz Çetin olur, Zico geri dönsün, JM kalsın, Aykut TD olsun diyenler..
JM havaalanından birden geri dönüyor. Ceketinin iç cebinde bir kağıt var. Mavi tükenmez kalemle bir şeyler karalanmış, biraz deforme olmuş fakat okunuyor. Başkan’ın odasına çıkıyor yanında Samet, ve soruyor ..
“Başkan, şu bizim liste ne oldu?..”
"... "
Bu bir kısır döngüdür. Jose Mourinho dahi gelse olmaz. Fenerbahçe Spor Kulübü Futbol Şubesi transfer politikası, Siirt Köyhizmetlerispor’un transfer politikasından daha kötüdür lakin orada dahi transfere Teknik Adam karar veriyor, çünkü o “Teknik Direktör”. O’nun bir taktiği, tekniği var. Buna uygun oyuncular seçmek zorunda. Bu oyuncuları alırsa, oynattığı futboldan, verdiği taktikten, kötü oyunculardan sorumludur. Bükülüp eğilemeyen oyuncuları kendi sistemine adapte edemediği için suçlu olamaz. Daum bir şekilde bu kadro ile sonuna kadar gitti, 5-1 bitecek maç 1-1 bitti, şampiyonluk kaçtı ve şimdi Daum paragöz oldu.. Daum şaşkın..
Aykut Kocaman ile geçmişe yolculuk ?
Burda herhangi bir Aykut anısı yazmayacağım. Aykut Kocaman TD olsun diyenlere şaşırıyorum ki bu “Fenerbahçe Spor Kulübü tarihinde Futbol Şubesi için verilebilecek en acımasız karar” olacaktır. Rıdvan Dilmen’in başına gelenlerden farklı bir şey gelmeyecektir başına ama bu defa Fenerbahçe'nin ödeyeceği bedel o dönemkinden daha ağır olacaktır. Aykut Kocamana da yazık olur, Fenerbahçeye de. Aykut Kocaman bu işi yapabilecek son kişidir. Sadece iyi bir Fenerbahçeli olduğu için takıma TD olmak zorunda değil kimse..
Bugün Turhan Sofuoğlu Üç Büyükleri de dize getirebilen bir G.Birliği, G.Antep, Kayserispor gibi bir takımın başında TD sıfatı ile gündemde değilse , Rıdvan Dilmen Üç Büyüklerden birinin Teknik Patronu değilse bunun sebebi Fenerbahçe’de Teknik Direktörlük yapmaları olmuştur.
İlle de Türk Teknik Adam isteyenlere, Ersun Yanal ile ilgili biraz araştırma yapmalarını öneririm. Ne kadar cesur, disiplinli, hücum futbolunu seven biri olduğunu, Akademik eğitimi süresince “Öğretme Bilimi” eğitimi aldığını, yani bir diğer branşının Beden Eğitimi Öğretmenliği olduğunu (futbolcuları ile arasındaki diyalog açısından çok önemli), modern ve başarılı Teknik Adamların kullandığı antrenman metotlarını ne kadar iyi bildiğini ve bunları takımlarına nasıl entegre ettiğini, en önemlisi ne kadar iyi bir Fenerbahçeli olduğunu ben kendi adıma çok iyi biliyorum. Jose Mourinho Fenerbahçe’ye gelmez, ancak Fenerbahçe Ersun Yanal gibi isimlerden kendi Jose Mourinho’sunu yaratır. Bu kesinlikle Aykut Kocaman olamaz…
Bu arada, Aykut Kocaman’ın sezon içersinde Daum ile aralarında sorun olduğu yönünde çıkan haberleri yalanlamamasını yukarıda hicvettim. Bunu biraz düşünelim.. Ve şu an Aykut Kocaman’ın “Benim işim ayrı” demeyip, hakkında çıkan Teknik Direktörlük dedikodularına en azından politik bir cevap vermeyip kaosa katkıda bulunması Fenerbahçeli Ahlakına ters düşüyor. O kaos döneminde en azından politik bir cevap verip ortalığı yatıştırmasını kendi namıma çok bekledim ama bile bile yapmadı. Soyunma odasından gelen dedikodular ise acı verici.. Aykut Kocaman güya futbolcuları Daum’a karşı kışkırtan sözler kullanıyormuş bazen… Dilerim yalandır ancak Emre Belözoğlu’nun son demeçlerine bakılırsa pek yalan tarafı yok gibi..














































































Belki sen hala farkında değilsin ama aslında o eziklik dediğin şey senin ve senin gibilerin göbek adı oluyor. Hala farkında değilsen hatırlatmak isterim ki G.Saray o kapısında alacaklı bankaların kuyruk olduğu günleri atlattı ve gümbür gümbür geliyor. Az kaldı, biraz daha sabredin. Sponsor gelirlerinin ne olduğunu çok daha iyi anlayacaksınız yakında.:))..
Sizler ki G.Saray öylesine kötü dönemler geçirirken şampiyonluk makasını hala açamamışsanız, geçen bu 10 yıllık süreçte bizim UEFA Kupamıza tesadüf derken ve biz “SAĞLAM ADIMLARLA GELİYORUZ” diyerek harcanan BİR MİLYAR DOLAR ‘a rağmen gelebildiğiniz en iyi yer bir şampiyonlar ligi çeyrek finali ise, geçen bu süre içinde hala bir Türkiye Kupası görmediyseniz ve bir sürü alavere ve dalavere ile sadece 3-5 şampiyonluk alabildiyseniz vay sizin halinize….
Bakın G.Saray hala RİVA’yı satmadı bile, Florya’yı değerlendirmedi bile. Hal böyleyken neredeyse kendisini toparladı görünen, borçlarını yapılandıran, ödeme dengesini oluşturan bir G.Saray yarın sizi çok üzer be gülüm.:)).. İşte o zamanlar morciverte dönmüş saksağanların hallerini hayal bile edemiyorum.
Sporu rant işi olarak gören zihniyet ile zaten muhabbet yapmak bile hata ama böyle ağzından çıkanı kulağı duymayanların ileri geri, abuk-subuk konuşmalarına bir yerde de dur demek lazım.
Tamam sporda da başarı artık gelirlerini arttırabilen kulüplerin eline geçmiş durumdadır. Ama bunun adı RANT değildir birader.:)).. RANT apayrı bir şeydir.
Sponsorluk gelirleriniz hiç olmazsa derken senin dünyadan gerçekten haberin yok galiba ihtiyar.:)).. Eğer kafan biraz çalışsaydı G.Saray’ın sponsor gelirleri olarak Feneri geçtiğini görürdün. Önümüzdeki seneden itibaren de Stad gelirleri olarak Fenere fark atacağını, 2011-2012 sezonundan itibaren de gelirlerini katlayarak arttıracağını görebilmen gerekirdi. Sen hiç mi ekonoımiyi takip etmiyorsun?
Şunu da açıklığa kavuşturalım.:)).. Ülker size sponsor olmamıştır. Ülker resmen sizinle birleşmiştir.:)).. Bunu da Fenerin vitrin olduğu için yapmamıştır. Tayyip gerçeğini sen unutsan da bizler unutmayız. Ülker zaten tek başına şampiyonluğa oynuyordu ve şu anda sizin baskette şampiyonluğa oynamanızdan daha doğal ne olabilir. Ama yakında o meseleyi de çözeriz merak etme güzelim.
Basket-Voleybol’daki başarılar MaHo aĞa’nın sizlere kolay yoldan elde edilebilen başarıları sunması, sizin gibi safları uyutmasıdır sadece… Futbolda elde edilemeyen başarıları kamufle etmesidir. Sizin de bunları afiyetle yemenizdir.:))))…
Merak etmeyin. Gelecekte bir gün gelecek….. Bakalım renkli bir Türkiye Kupasını ne zaman göreceksiniz.:))))….
Bunlar bu güzelim oyunun içine de ettiler sonunda. Özellikle de şampiyonluk uğruna her sene dozunu arttırarak gözler önüne serilen rezillikler bu sene resmen tavan yaptı. Bakmayın siz Bursasporun şampiyon olduğuna. Bu sadece ve sadece ilahi bir adaletti herkese göre. Yoksa nasıl anlatılabilir ki fenerin kendilerine gol atması için yapılabilecek her türlü kıyağı yapan, kalesinin önüne kümelenen, ileriye bir tek top yapmayan, gol pozisyonuna girmeyen, rakip kaleye tek bir şut atmayan (Pardon bir tane şutları var sahi), attığı golü bile tesadüf olan Trabzona rağmen fenerin gol atamaması.
Ama adamlar o kadar yüzsüz ki resmen utançlarından yerin dibine geçmeleri gereken bir maçtan sonra bile “NE OLDU? HANİ MAÇLARI AYARLAMIŞTIK, KALECİLERİ, HAKEMLERİ SATIN ALMIŞTIK, DEMEK Kİ ALMAMIŞIK” diyerek birde zeytinyağı gibi üste çıkıp hesap bile sormaya kalktılar….
Korkarım ki bu rezillikler önümüzdeki sezon da devam edecek. Her ne pahasına olursa olsun, yeter ki şampiyon olayım mantığı devam ettikçe önümüzdeki sezon da biz bu filmi tekrar seyredeceğiz. Ve büyük ihtimalle şiddetin dozu daha da artacak. Çünkü maHo aĞa’nın (azizcanın) senaryosunu yazıp yönettiği filimler ancak bu kadar olur….
Mutlaka ve mutlaka fenerlilerin içinde de aklıselim, bu maHo aĞa’nın yaptıklarını tasvip etmeyen insanlar da vardır. Onları tenzih ediyorum ama be kardeşim bir topluluk bu kadar mı kendini bir insana teslim eder, onun her yaptığını ve yaptırdığını hiçbir sorgulama yapmadan körü körüne destekler……
Biz futbolseverleri asıl üzen bu. Çünkü ezeli rekabet içindeki ebedi dostluğu bozanlar bunlar oluyor işte.
Allah (C.C.) insana akıl vermiş. İnsan biraz düşünür, sen bir şeyler yapıyorsan, bir takım icraatlara imza atıyorsan herkes sizin yanınızda olmayabilir. Bazıları karşınızda olabilir. Ama burada durup düşünülmesi gereken konu şudur. Eğer yaptığınız işe bütün herkes karşı çıkıyorsa eğer bunu, yani yaptıklarınızı durup düşünmeniz gerekir. Bir yerlerde hata yaptığınız kaçınılmazdır.
Hani 5-10 kulüp yanınızda olur, icraatlarınızı tasdikler de o zaman “OLABİLİR” falan dersin. Herkes aynı fikirde olmayabilir diye savunursun bazı şeyleri. Ama be kardeşim senin haricindeki tüm takımların yöneticileri, taraftarları, medyası ile seni n karşında yer alıyorlarsa biraz durup düşünmen lazım. Üstelik bunların bir kısmı da Fener Kongre Üyesi.:))..
Yani bugün ligimizde diğer tüm takımlar senin icraatlarına karşı çıkıyorlarsa sen kalkıp da bu durumu birde “FENERBAHÇE VE DİĞERLERİ” mantığı ile geçiştirmeye kalkarsan komik duruma düşersin.:))..
Senin yancıların buna inanabilir. Çünkü neredeyse tamamı zaten buna müsait yapı itibarı ile. Sorgulama yetenekleri sınırlı çünkü. Sonra bir yerde kaçış yolu o zavallılar için. Çünkü ALBENİ Bahanesi gibi bir bahaneleri de hazır eğer başarı gelmezse, şampiyonluk gelmezse. Çünkü tüm takımlar fenerbahçenin karşısındadırlar ve o yüzden başarı gelmemiştir, o yüzden şampiyon olamamıştır fenerbahçe.:))..
Rıdvan Dilmen bile “BEN FUTBOL OYNADIĞIM DÖNEMLER DAHİL FENERBAHÇENİN BU DERECE RAHAT OYNADIĞI, RAKİBİNİ BU DERECE EZDİĞİ, BU KADAR FAZLA GOL POZİSYONUNA GİRDİĞİ, BU KADAR FAZLA ŞUT ATTIĞI BİR MAÇI HATIRLAMIYORUM. GERÇEKTEN İNANAMIYORUM” dediği bir maç sonunda kaybedilen bir şampiyonluk.
Kimi ezmiş(!!!) Fenerbahçe?
Daha 10 gün önce kendisine tek bir gol pozisyonu vermeyen, kalesini göstermeyen ve kaçırdığı bir sürü gol pozisyonunun yanında 3 tane de gol atan Trabzonsporu.:))..
Hani Kupa maçı sonrasında “FENER İLE BİRDE SÜPER KUPA MAÇI OYNAYACAĞIZ” diyerek (Siz ister anlaşmış deyin, ister fenerin şampiyonluğunu kabul etmiş deyin, ne derseniz deyin) Fenerin şampiyonluğunu resmen kabul etmiş bir Başkanı olan Trabzonsporu.
Hani Fener maçı öncesi Olimpiyat Stadında kameralara “ÇIKIP OYNAYACAĞIZ, YENİLİP DÖNECEĞİZ” diye demeç veren bir Başkanı olan Trabzonsporu ezmiş Fenerbahçe.:))..
Şimdi biz, bir zamanlar sadece gönlünden geçeni söyleyen Adnan Polat’ı eleştirenlerin kulaklarını nasıl çınlatmayalım.:))..
Dedik ya işte bu zavallılar böyledir maalesef. Sanki balıkların hafızaları bunlardan daha kuvvetlidir diyeceği geliyor insanın. İnsan bu kadar da yanlışlar ile dolu bir insana bu derece, taparcasına gözü kapalı inanırmı ya?
Kulüpten uzaklaştırılan onlarca insanın hepside mi Fener düşmanı?:)).. Hani sizler gerçek fenerlisiniz(!), onlar fener düşmanı öylemi?:)).. Harbiden zavallısınız siz….
Ama senelerce “ALİ ŞEN BAŞKAN, FENER ŞAMPİYON” diye bağırdıktan sonra şimdi onu fenerin ve özelliklede maHo aĞa’nın önünde bir engel olarak görmeleri ve bir çırpıda onu da çöpe atan zihniyetten başka da bir şey beklenmez zaten.:))..
İşte, milletin GÜZEL OYUN dediği futbolun içine eden bu güruh hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki. Yaptıkları yanlışları doğru göstermek için, başarısızlıklarını örtbas etmek için tarihlerini bile değiştiren, allayıp-pullayıp kendi taraftarlarına satmaya kalkan zihniyetten ne beklenir zaten.:))..